Bir tutkudur yaşamak… Bir umuttur… Ve çaldığınız her kapıda görürseniz gülen gözleri, açılan elleri daha bir başka olur işte… Bu kez yaşamaktan keyif almaya başlarsınız.

Kış mevsiminin son demlerini yaşadığımız şu günlerde “Taraklı Gezisi” ile çıktık yola… Pazar pazar demeden erkenden çıktık hem de… Kar Adapazarı’nı terk etmişken, gideceğimiz yerde o kadar kar olacağını tahmin edemezdim. Çünkü Taraklı’yı ilk keşfedişimdi. İşte bu keşfedişlerle daha bir keyif alıyorum hayattan.

Yollar, dağlar, evler, keşkek… Ve Taraklı…

Eski adı “ Dablar” olan Taraklı’nın Hellenestik dönemde “Bytinia” adını alan bölge içinde olduğu bilinmekte. Hisartepe’de bulunan iki sarnıç M.Ö. l. bin ile M.Ö. 2000 arasını tarihlemekte.

Yavuz Sultan Selim’in Mısır Seferi’ne çıkarken Taraklı’da konaklayarak Veziri Yunus Paşa’ya yaptırdığı ve şu anda kendi adıyla anılan Yunuspaşa Camii diğer adıyla kubbelerindeki kurşunlarla ünlenen Kurşunlu Camii 1517 yılında tamamlanmış.

Evliya Çelebi Seyahatnâmesi’nde bahsedildiği üzere ilçede halkın şimşir kaşık ve tarak yapması nedeniyle adının Yenice Tarakçı olarak anıldığı belirtilmekte. Bu isim zamanla halk dilinde Taraklı olarak değişmiş.

Taraklı Kaymakamlığı’nın internet sitesinden edindiğim bu bilgilerle devam ediyorum yazıma…

(http://www.tarakli.gov.tr/default_B0.aspx?content=47)

İnsanlar daha mı başkaydı burada? Daha mı özeldi? Hepsi o kadar sıcak, o kadar içten… Ve kışın soğuğuna aldırmadan yürüyorlar… Hele hele küçük bir çocuk… Ayağında terliğiyle çıkmış karın altına… Ee be çocuk, hiç mi üşümezsin? Yoo, öyle alışıklar ki… Sanırım empati kurmak gerektiğinin farkına vardığım an, pantolonumun paçalarının ıslandığı andı… Evet, kar çekmişti… Ee peki, o küçük çocuk? Ayağında terliği olan… Yüzü hafif pembeleşmiş… Empati şart!

Onlarca güzel insanları biriktirdim cebimde bu gezide, çok mutluyum bu yüzden… Fatma teyze ve diğer teyzeler, amcalar, küçük arkadaşlarım, minik çocuklar… Ee, bir de sevimli hayvan dostlarımız vardı… Taraklı nüshasını da böylece noktaladık… Kar, soğuk, güneş, keşkek, meşhur Taraklı evleri… Tek kelimeyle mükemmeldi…

Gezide tanıştığım yeni arkadaşlarıma da tekrar merhaba diyorum hayata bir kez daha teşekkür ederek…

Keşfetmek, tanışmak ve öğrenmek kadar güzel ne olabilir ki bu hayatta?

Reklamlar

About Nagihan Şekercioğlu

24 Şubat 1981 tarihinde Adapazarı’nda doğdu. İlk, orta, lise ve üniversite eğitimini Sakarya’da sürdürdü. Doğayı, insanları, kısacası yaşamı keşfetme arzusuna fotoğraf eklendiğinden beri büyülü dünyaya farklı bir bakış açısıyla bakmaya başladı. Hayata vizörden bakmak… “IŞIK”, fotoğraf tutkunları için ne kadar önemliyse, bilgi de o kadar önemliydi O’nun için… Ailesinin ve aile büyüklerinin büyük desteği ile fotoğraf deneyimlerini kazandı. Camera Obscura’nın, fotoğrafın büyüsünü hareketli görüntü bilgileriyle yoğurduğu, sayısal görüntünün hayatında olan yerini öğrendiği, sinemadan, heykele, mimariden, ebruya, resme, kısaca bir bütün olan tüm görsel kültür dallarına tanık olduğu için çok şanslı olduğunu belirtmek istemektedir. Açılan yeni ufuklar, pencereler, değişen bakış açıları… Ve en önemlisi hayatına kattığı değer… Yaşamın büyüsüyle insanı anlayan, yorumlayan büyülü dünyada çalışmalarına devam etmektedir. “Hayata vizörden bakmak… Bakıp görebiliyor, görüp hissedebiliyor, hissedip bunu kalpten yaşıyor, paylaşıyorsak eğer çok şanslıyız demektir. Bir parça ekmeğin değerini bilen ve onu paylaşan, ne olursa olsun hayata gülümseyen iyi niyetli insanlarız. Şükürler olsun.” Nagihan ŞEKERCİOĞLU

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s