Eskilerden kalma bir şeydir. Çoğumuzun gözlemlediği, alıştığı ve bir gelenek haline getirdiği bu paylaşımlar… Bayramlara özgüdür.

Şeker ve Kurban Bayramları’nı nasıl da iple çekerdik yılda iki defa… Geri sayıp dururduk… Hele hele dokuz on günlük tatil de denk gelirse keyifler daha da artardı siyah önlüklü zamanlarımda.

Bayram telaşı günler öncesinden sarardı herkesi… Arefe günlerinin yeri ise daha bir ayrıydı. Kalabalık dükkanlar, çarşılar… En çok da kolonyacılar kalabalık olurdu, hatırlıyorum da… Serum gibi bir şeyle dolardı zambak ve limon kolonyaları boşalan cam şişelere… Şimdi her şeyin hazırı var. Kolonyaların bile…

Ve rengarenk şekerlerle dolu tezgahlar… Leblebiler, beyaz akideler… Kilo ile satılırdı… Şimdi hepsi birbir geliyor aklıma… Eskiye olan özlemden olsa gerek… Şekerler de paketlerde…

10388652_10152629463688007_4758585487342218893_n

Sabah erkenden uyanıp yeni elbiseler ve rugan ayakkabılar giyinir, saçlar örülür… Atardık kendimizi sokaklara elimizde naylon poşetle… İşte çocukluğumda özlediğim en güzel şeydi bu… Önce aile fertleriyle bayramlaşıp harçlık biriktirmek. Sonra da mahallede arkadaşlarımla dolaşıp şeker toplamak… Bugün de yapmak isterdim…

Şimdi bakıyorum da eskisi gibi gelmiyor çocuklar elinde naylon poşetiyle… Ve mendil içindeki harçlıklar da köşede duruyor…

Gittikçe azalıyor mı ne sokağa çıkan ufaklıklar? Ya da evde mi yoktuk? Bilemiyorum.

Günler, aylar, yıllar geçtikçe tüm gelenekler daha da anlamını yitiriyor, değerini kaybediyor ne yazık ki.

Bayramlara “tatil” edası yükleniyor.

Kimse kimseyi bulamıyor.

Trafik çilesi hesaplanıyor.

Çocuklar evlerinde bilgisayar başında oyun oynuyor.

Vesaire…

Adı sadece “Bayram” oluyor işte.

Eskilerden kalma bir şey… Bayram tadını, harçlık telaşını yaşatan sayısı az kişiler… Mendiller hep hazır olsun… Şekerler, çikolatalar da…

Bayramınız çocukların yüzlerindeki pırıltıyla dolu olsun…

Nice bayramlara…

Reklamlar

About Nagihan Şekercioğlu

24 Şubat 1981 tarihinde Adapazarı’nda doğdu. İlk, orta, lise ve üniversite eğitimini Sakarya’da sürdürdü. Doğayı, insanları, kısacası yaşamı keşfetme arzusuna fotoğraf eklendiğinden beri büyülü dünyaya farklı bir bakış açısıyla bakmaya başladı. Hayata vizörden bakmak… “IŞIK”, fotoğraf tutkunları için ne kadar önemliyse, bilgi de o kadar önemliydi O’nun için… Ailesinin ve aile büyüklerinin büyük desteği ile fotoğraf deneyimlerini kazandı. Camera Obscura’nın, fotoğrafın büyüsünü hareketli görüntü bilgileriyle yoğurduğu, sayısal görüntünün hayatında olan yerini öğrendiği, sinemadan, heykele, mimariden, ebruya, resme, kısaca bir bütün olan tüm görsel kültür dallarına tanık olduğu için çok şanslı olduğunu belirtmek istemektedir. Açılan yeni ufuklar, pencereler, değişen bakış açıları… Ve en önemlisi hayatına kattığı değer… Yaşamın büyüsüyle insanı anlayan, yorumlayan büyülü dünyada çalışmalarına devam etmektedir. “Hayata vizörden bakmak… Bakıp görebiliyor, görüp hissedebiliyor, hissedip bunu kalpten yaşıyor, paylaşıyorsak eğer çok şanslıyız demektir. Bir parça ekmeğin değerini bilen ve onu paylaşan, ne olursa olsun hayata gülümseyen iyi niyetli insanlarız. Şükürler olsun.” Nagihan ŞEKERCİOĞLU

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s